3 Kasım 2010 Çarşamba

Gönüllülük ve Sosyal Sorumluluk

Sosyal girişimcilik konusunda daha önceden yazdıklarımı  toparlarken gözüme 3-4 yıl önce Açık Radyo Ansiklopedisi için yazdığım " Gönüllülük ve Sosyal Sorumluluk Programımın Bana Öğrettikleri"  ile ilgili yazı ilişti, paylaşmak istedim.

Gönüllülük  ve Sosyal Sorumluluk

Herkesin bakış açısına göre degistigi ama degismeyen tek seyin degismek oldugunu fark ettiren bir kavram!
 Dünya Görüşüne göre, aynı zamanda  kisi ve kurumların durduğu yere gore; konuyu değerlendirdiği bir kavram.
 Örnegin Batı toplumları voluntary dediginde aklı ifade ederken bizler gönüllü  diyerek gönlümüzü ortaya koyuyoruz.  Bu yaklaşım şekli bile tek başına olayın kültürel yapısını ortaya koyabiliyor.
 Mühendis analitik incelemesini yapıyor, duygusal yaklaşanlar gönül gözleri ile açıklıyorlar calışmalarını…
 Cok farklı çalışma alanlarında,  yerelin önemini ve ona uygun çözüm getirebilenlerin toplumsal başarıya ulaşabildikleri görülüyor. Sosyal Girişimcilik  çalışmalarının çok daha fazla kabul gördüğünü ve yeni yaklaşımların, yaratıcılığın bu alanda ne kadar önemli oldugu ortaya çıkıyor.
Sadece Türkiye’ye değil Dünya geneline de bakıldığında; duygulara hitap eden tantımların daha etki
li olduğu ve bu gerçeğin ışığında  yapılan kampanyaların duyguları hedef alması gerektiği söylenebilir. Bu bir anlamda bilinçlenme seviyesini öteliyorsa da gönüllü anlayışına  sahip olmaya başlayan kişi daha sonra bilinçlenerek calışmalarını daha ileri düzeye götürebiliyor.
Sosyal sorumluluk calışmalarında balık vermek yerine balık tutmayı öğretmek hatta  daha da yeni bir tanımlama ile balık endüstrisini etkilemeyi hedef alanların sayısı giderek artıyor.
Sivil Toplumun, Özel Sektörü ve Kamuyu etkilemeyi hedeflemesi de giderek gelişen bir anlayış. Bu konuda başı çekenler yine sosyal girişimciler. Bunun böyle olması da zaten cok normal. Sosyal Girişimcilerin etki ve başarısını gören aktivistler ve kurumlar da onların yaptıklarını örnek alarak calışmalarını geliştiriyorlar. Böylelikle Dünya’da en cok istihdam artışı saglayan  3. güç olarak ortaya cıkıyor. Türkiye’de de daha  6-7 sene önce iş bulamayanların veya paraya ihtiyaci olmayanlarin calışmayı düşündüğü yerler olan STK larda, bugün başka iş fırsatları oldugu halde, toplumsal fayda saglayan kurumlarda calışmak isteyen gençlerin sayısı giderek artıyor.
Bir başka yeni açılımda sivil platformlar; Daha önce hic yana yana gelemeyen farklı görüşler yavaş yavaş diyaloglar içine girmeye başladı. Bunun sonucunda herkesin öğreneceği ve faydalanacağı yeni sentezlerin çıkmaya başladığını ve bunun giderek artacağını söylemek mümkün.
Olumsuz olarak söylenebilecek  konu ise; Fonlar! Bu fonların sayesinde güzel çalışmaların yanısıraa maalesef sadece para almak için yapılan projeler bu alanın yozlaşamasına neden oluyor. Çek Cumhuriyeti'nde ve Mısır’ın geçmişinde olduğu gibi olmamasi için bu fonlar kesildiğinde  Sivil Toplum kendini ayakta tutmak için şimdiden yeni seçenekler oluşturmak zorundadır. Bunlardan bir tanesinin de kamuoyu olusturarak “ Kar amacı gütmeyen kuruluslar” anlayışı ve kanuni alt yapısını oluşturmak icin devleti zorlamaktır.
Bir diğeri de bireysel ve kurumsal kimlikleri çözümün parçası olmak icin katılıma teşvik etmektir.
Sonuç olarak, STK ve Sivil duyarlılık alanında olumlu gelişmeler yasanmakta ve her sene bir önceki seneden daha olumlu ve doğru çalışmaların ortaya çıktığı gözlenmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme